insanlar içinde bir insan

19/6/2008

Herkesin Bir Planı Varsa O'nun da ...

         

E. KAMİL ÜLGER

ekulger@gmail.com


17 Haziran 2008


Herkesin Bir Planı Varsa O'nun da ...


Şu güzelim ülkemizin çekmediği kalmadı. Kah içerden darbe yedi, kah dışardan. Biz birbirimizi içerde yedikçe, dostlarımız dilgir oldular, düşmanlarımız memnun ve mesut. Dışardan gelen saldırlıara biz hep alışmışız ve bizden çok şey koparamamıştır bu saldırılar, ama ya içerden olanı öyle mi?

   Ülkemiz öyle bir coğrafi konuma sahip ki, devamlı düşmanlarımızın ağzinin suyu akıp duruyor. Onlar asla başı dik, ayağı sağlam basan bir Türkiye istemiyorlar.  Haydi onlar düşman adı belli, peki ülkemiz içinde Türkiye'nin gelişmesini istemeyenler kime hizmet ediyorlar? Belli ki dışarıdakiler bizi çok iyi tahlil etmişler. 16 devlet yıkıp 17 devlet kuran Türk Milleti'ni dışardan yıkmak mümkün değil, tarih şahit buna. Ancak, kardeşler arasına fitne sokup, nifak tohumları saçarak birbirlerine kırdırma her zaman başvurdukları savaş taktiği. Maalesef ki biz de bu taktiğe her zaman mağlup olmuşuz. Mehmet Akif ne güzel söylemiş " Tarih ibret alınsaydı, hiç tekerrür mü ederdi?" diye.

   Şu sıralar yine ülkemiz kamplara ayrılmak isteniyor. Dışardan planlı bu savaşın ülke içinde maalesef piyonları var. Suni sıkıntılar çıkarılmaya devam ediyor. Ülkemizde bugüne kadar olmayan sıkıntılar, sanki varmış gibi senaryolar üretiliyor. Sonra bu hakikatmiş gibi oyunu sahnede oynamaya koyuluyorlar. Mersin'de kız öğrencinin üzerine kimyevi madde atmak gibi. Birileri senaryoyu yazıyor, birileri senaryonun yapımcılığını üstleniyor, dublörler de sahnede rollerini oynuyorlar. Fakat, gözden uzak tuttukları şu gerçek var: Bu milleti yıkmak pek öyle kolay değil artık. Çünkü, artık milletimiz sahneye konan oyunu ezberlemiş durumda. Film aynı ama aktörler ve aktresler farklı. Umarım milletimizin sağduyusu baskın çıkar da kimse oyuna gelmez. Zaten emareleri de ortada. 22 temmuz bu oyunu bozan sağduyunun bir delilidir. Daha milletimizde çok numara vardır bu oyunları bozacak. Kimse şafağı görmeden ümidini kesmesin. Doğum sancılarının en şiddetli anı, doğuma en yakın olan andır. Milletimiz bugüne değin ne badireler atlattı, Allah'ın izniyle bunu da atlatacaktır. Yeter ki sabrımızı, sağduyumuzu, istikrarımızı kaybetmeyelim.

   Ne olurdu siyaset sahnesindeki aktörler de bu milleti düşünebilselerdi? Suni problemler üretmeselerdi, ne olurdu? Başlarını ellerinin arasına alıp, bir kere de şahsi hislerini bırakabilselerdi. Keşke düşmanlarımızı güldürüp mesrur etmeselerdi. Bir kere de asgari müştereklerde birleşebilselerdi. Ne olurdu kibirden uzak olup, alçakgönüllü olabilselerdi. Şahsi hırslarını bırakıp, milletin menfaatlerini düşünebilselerdi. Şu an oynanan oyunun kime faydası var? Allah aşkına, yeter artık! Hakikaten bu milleti ve memleketi seviyorsanız, gömün savaş baltalarınızı. Çekin birer nefes, barış çubuklarından. Güldürün şu gülmeye hasret kalmış milletin yüzünü. O zaman bakın bu millet sizi nasıl baş tacı yapacaktır. Ne olur, alet olmayın dış mihraklara.

   Elbette herkesin bir planı vardır. İyilik kötülükle ebediyete kadar mücadele edecektir. Kah iyilik galip gelecektir, kah kötülük. Ama bir de esas davaların görüldüğü bir büyük mahkeme var. Orada herşey ayan beyan ortaya çıkacak. Bütün insanlığın önünde hesap verilecek. Eğer yüzler burada kızarmazsa orada mutlaka kızaracaktır ve o kötü rolün aktörleri "Keşke toprak olsaydım." diyecektir.

   Yazımı anlamlı bir fıkrayla noktalayayım. Temel'e sormuşlar: "Temel, yarına ne yapacağusun, pir pilanun var midur?" Temel cevap vermiş: "Ne pilanu? Ben artık pilan yapmayrum." Demişler: "Nassi?" Temel demiş: "Ben pilan yaptum, O'nun dediğu oldi, ben pilan yaptum, O'nun dediğu oldi. Ben artık pilan yapmayrum. Hep O'nun dediğu olayı."









 







 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »