Hürriyet Herkesin Hakkı
E. Kamil Ülger
13 Haziran 2008
HÜRRİYET HERKESİN HAKKI
Anayasa Mahkemesi başörtüsünü ve başörtülüleri mahkum etti. Bundan böyle başörtülüler üniversitede okuyamayacaklar. Eğer paraları varsa veya burs imkanı bulabilirlerse yurt dışında okuyacaklar. Acaba bu kararı verenlerin çocukları veya ailelerinden herhangi birisi bu durumda olsaydı o zaman da aynı karara oybirliği ile imza atacaklar mıydı? Tarih bugünkü yaşanılanları bir kara leke olarak anacaktır ilerde.
Bundan yıllar önceydi. Zannederim 1988 ya da 1989 yılıydı. Ağabeyim henüz evlenmişti. O zaman da başörtülüler şu güzel vatanımızda mahkumdu. PTT'de yeni bir uygulama başlamıştı. 10 yıl, 20 yıl sonrasına mektup yazabiliyordunuz. O mektup muhatabına 10 ya da 20 yıl sonra ulaşıyordu. Ağabeyim şöyle diyordu: " Yeğenime 20 yıl sonrasına mektup yazacağım, bugünkü ilkelliği anlatacağım ve bir zamanlar Türkiye'sinde inancından dolayı insanlar en tabii hakkı olan eğitim-öğrenim haklarından mahkum edildiğini anlatacağım". Bugün o sözün üzerinden tam 20 yıl geçti. Ağabeyim o mektubu yazdı mı yazmadı mı bilmiyorum. Fakat yazmışsa herhalde şöyle bir cevabi mektup alacaktı yeğenimizden: "Kıymetli dayıcığım, sizin o bahsettiğiniz ilkellik hala ülkemizde devam ediyor. Çağdaşlaşmaya önem veren ülkemizde bir kısım aktörler ille de ülkemizi ilkellik bataklığında tutmak istiyorlar. Biz istediğimize hürriyet istediğimize mahkumiyet veririz diyorlar. Bu ülkede yahudiye, hıristiyana, herhangi bir din mensubuna okuma mahkumiyeti yoktur. Onlar istedikleri gibi okuyabilirler, istediklerini giyebilirler. Fakat müslümansan ve inancına göre giyinmek istiyorsan o zaman "yassak hemşo yassak" var.
Bir zamanlar Türkiyemizde garip bir tartışma vardı. Türkiye acaba Malezya olur mu? Malezya'da 3 yıl yaşamış birisi olarak o zaman şöyle demiştim: Keşke olsa. Çünkü, Malezya dış borcu olmayan çok nadir ülkelerden birisi. Asya krizi çıktığında IMF'in yardım talebini reddetmişti. Ülkede demokrasi tam anlamıyla yaşanıyor. Ülkede Budist var, Sih var, Hindu var, Hıristiyan var, ateist var, yani tam bir din karışımı var ülkede. Nüfusun sadece %55i Malay ve Müslüman. Ben bu ülkede yaşadığım 3 yıl içerisinde bir tane kavga vakasına rastlamadım. Birbirlerinin inaçlarına karşı alabildiğince müsamahakarlar. Kimse kimsenin yaşayış biçimine, inançlarına müdahale etmiyor. Herkes istediği gibi okuluna gidiyor ve okuyabiliyor. Herhangi bir baskı yok. Üç yıl boyunca duyduğum klakson sesi iki elin parmak sayısını-mübalağa yapmıyorum- geçmez. Trafikte kurallara alabildiğince uyarlar. Ülkede trafik kurallarını bozan birisi veya klakson çalan birisi varsa emin olun Türk'tür. Kişi başına düşen milli hasılat 10 bin doların çok üzerilerinde. Çok modern ve müthiş temiz bir ülke. Hatta bir hatıram vardır bu hususla ilgili. 1998 yılının Eylül ayıydı. Ailemi Malezya'ya götürmeye gelmiştim Türkiye'ye. İstanbul'dan Kuala Lumpur'a Malezya Havayolları ile gidecektik. Uçakta bir turizm şirketi tarafından geziye götürülen sosyete teyzeler vardı. Derken uçakta bir anons yapıldı: "Sayın yolcularımız! Uçağımızda yiyeceğiniz bütün yiyecekler helaldir." Yaşlı teyzeler bu anonstan dolayı dalga geçiyorlar ve " Hayır! Biz haram olmazsa yemeyeceğiz" diyerek kahkahadan kırılıyorlardı. Kendilerine göre Malezya bir üçüncü dünya ülkesiydi. Ancak, Kuala Lumpur'a varıp uçaktan indikten sonraki halleri görülmeye değerdi. Şaşırıp kalmışlardı. Geldikleri üçüncü dünya ülkesi diye inandıkları Malezya, modernlikte Türkiye'den fersah fersah ilerdeydi. İşte maalesef bizim çarpık bakışımız. Dine ve dindara savaş açarak çağdaşlık yapılmaz. Laikliğin kesinlikle yanlış anlaşıldığı bir ülkedeyiz. Atatürk, laikliği bu şekilde getirmemişti. Atatürk'ün laiklik anlayışı için bakınız (Tümgeneral Turhan Olcaytu- Dinimiz Neyi Emrediyor, Atatürk Ne Yaptı?).
Güney Afrika, ırkçılığın çok yoğun yaşandığı bir ülke. Ancak bu ülkede de kıyafetle ilgili herhangi bir sınırlama yok. Mesela, dünyanın en iyi yüz üniversitesi arasına giren Cape Town Üniversitesi'ndeki müşahedem: Üniversiteye çarşaflı da geliyor, nerdeyse çıplak diyebileceğimiz hem beyaz hem de siyahi öğrenciler geliyor. Hiç kimse " yassak hemşo yassak" ifadeleriyle karşılaşmıyor. Acaba orada laiklik tehlikede değil de ülkemizde mi tehlike? Afrikalı siyahilerden daha mı az medeniyiz? Bunlar tamamen bahane. Türkiye'de hamdolsun hiçbir ilke tehlikede değil ama, ülkemizde bazılarının maksadı bağcıyı dövmek. Yoksa onlar da bu ülkeye kimsenin şeriatı getiremeyeceğini, kimsenin sistemi değiştirme gibi b ir gayretinin olmadığını biliyorlar. Fakat ben şunu hatırlatmak isterim bu aktörlere: Dine ve dindara savaş açan, açtığı savaşın boyutunu bilmiyor demektir. Çünkü, Allah küfre ilelebed yaşama hakkı verir fakat zulme asla. Zalimler mutlaka bir gün ya birilerinden ya da Allah'ından bulur. Lütfen yazık etmeyelim bu gencecik kızlarımıza. Kırmayalım ümitlerini. Onları yok sayarak bir gayr-i memnunlar sınıfı oluşturmayalım. Onlar da bu ülkenin gerçeği. Ama yok illa ki biz istediğimize hürriyet verir istediğimizi mahkum ederiz diyorsanız, bir zamanlar ateist çizgide olan bir yazarın başörtülülere zulmedenlere karşı söylediği sözleri hatırlıyorum. Şöyle diyordu yazar: "Eğer Allah varsa ki-ben inanmıyorum- sizin hepiniz cehennemliksiniz beyler."

0 yorum yazılmıştır