insanlar içinde bir insan

21/6/2008

MUHTEŞEM VİYANA ZAFERİ


MUHTEŞEM VİYANA ZAFERİ


            E. Kamil Ülger 
 
                                  ekulger@gmail.com

  
Dün akşam Millilerimiz muhteşem bir zafere imza attı. Hepsinin alınlarından öpüyoruz. Milletimizi bir kere daha tek yürek haline getirdiler. Bu zaferde mutlaka alınn teri olan herkesin hissesi vardır, ancak ben bu zaferin arkasındaki elin Allah’ın inayet eli olduğuna inanıyorum. 118nci dakikada 1-0 mağlup duruma düşünce ümitlerimiz, kolumuz kanadımız kırılmıştı. Maçı seyrederken küçük çocukları toplamış ve onlara “ Çocuklar! Sizler masumsunuz, Allah sizin dualarınızı daha çok ve çabuk kabul eder, ne olur gelin milli takıma beraber dua edelim” diyerek çocuklarla beraber millilerimizin galibiyeti için dua etmiştik. Ben eminin ki, bu manzara sadece bizim apartmanda gerçekleşmiyordu. Nice nice mahfillerde milletimiz ve millilerimiz için dualar ediliyordu.  Hırvatların golünün şokunu üzerimizden atmadan, onlar da zafer sarhoşluğundan ayılmadan saniyeler içerisinde Semih’in muhteşem golü geldi. Artık olan olmuştu ve kader bu dakikadan itibaren ağını lehimize örüyordu. Maçı komşularımızla beraber seyrediyorduk. Bu son saniye golünden sonra artık galip gelen tarafın biz olduğuna mutlak kanaat getirdim. Allah bizim galip gelmemizi murat buyurmuştu ve aksi kesinlikle olmayacaktı. Çünkü bizim son saniyede denkliği yakalamamız bunun kesin işaretçisiydi. Mağlup olsaydık zaten son dakikada gol yemiştik, orada mağlup kalırdık. Şükürler olsun ki penaltıların atılmasının neticesinde gülen taraf biz olduk.

   Maçtan sonra ATV’deki yorumları seyrettim. Ahmet Cakar zaten Çek maçında da Allah’ın elinin maçın arasına girdiğini ve ibrenin bize döndüğünü ifade etmişti. Bu maçta ise, bu inayet eli tartışmasızçok daha fazla barizdi. Semih bile golü Allah’ın kendisine verdiği güçle vurarak kaydettiğini ifade etti. Golü atmadan önce içinde atacağını hissettiğini söyledi. Buna dini terimle “hissi kablel vuku” yani olmadan önce hissetme deniyor. Fakat yorumcular içinde birisi vardı ki, bu inayet meselesine hurafe diyordu. Sayın Kazım Kanat bey. Oturduğum yerde kendi kendimi yedim. Bu kadar bariz Allah’ın yardımını bir insan neden görmezdeen gelirdi ve buna inanma işine hurafe diyebilirdi? Sayın kanatın neye veya kime inandığını bilemem ancak şunu unutmamalı ki, bizler millet olarak inançlı milletiz. Onca dualar maç öncesi niçin yapıldı? Maç esnasında boşuna mı devamlı Allahım bizi galip eyle dedik? Sahada top koşturan gençler boşuna mı maç esnasında bile ellerini kaldırıp dua ettiler? Sporcular bile Allah’ın yardımıyla yendik derken neden milyonların karşısında sayın Kanat bu meseleye hurafe der? İnanın aklım almadı. Sayın Kanat şunu asla unutmamalı ki, Allah dilemezse yeryüzünde bir ağacın dalı bile kıprayamaz. Biz Allah’a olan inancımızla bugünlere geldik. Batılı tarihçiler bizi şöyle tarif eder: “ Başkalarının ümidi kestiği yerde Türk’ün taarruzu başlar. Biz kendimizi bir batılı kadar bile tanıyamamışız maalesef. Tarihte nice başarılarımız vardır ki, bunların hepsi Allah’ın yardım ve nusretiyledir. En yakın tarihteki Çanakkale mücadelemiz bunun şahididir. İhtilaf orduları askerleri bizim askerlerimiz arasında yeşil sarıklı atlı mücahitlerden bahsederler. Bu sarıklı askerler nerden gelmiştir? Kimdir bunlar? Bunlar bizim şeref tablolarımızdır. Çünkü, demek ki Allah bizi seviyor, milletimizi seviyor ki, yardım elini bize uzatıyor.

   Futbolcularımız elbette kendilerinden beklenen oyunu sergilediler. Hakikaten canhıraşane koşturdular. Hakeme rağmen oynadılar. Hakem bize karşı karşı takımın bir elemanı gibiydi. Diyebiliriz ki Hırvatlar sahada oniki kişi olarak mücadele verdiler. Ama ne olursa olsun maçın kaderi bizim lehimize yazılmıştı. Bu arada şu meseleye de değinmiş olalım. Türkiye olarak mutlaka bizim de UEFA kokartlı hakem yetiştirmemiz şarttır. Bumaçta gördük ki, bir maçta hakem çok çok önemli bir faktör. Maçın  neticesine tesir edebiliyor. Biz de UEFA’ya onlarca hakem hazırlamak mecburiyetindeyiz. Bu arada bir meseleye daha netlik getirmeye çalışayım. Allah’ın inayet ve yardımının bizimle beraber olması oyuncularımızın gayretlerini sıfırlamaz, bilakis Allah’ın onlardan razı olduğunu belirler. Bundan dolayı sayın Kanat’ın oyuncularımızı müdafaa etme rolüne soyunmasına gerek yoktu. İnançlarımızı hafife alması lüzumsuzdu. Ümit ve dua ediyoruz ki, Allah bizden inayet elini hiç çekmesin. Turnuvanın sonuna ve ebede kadar yardım, inayet ve nusreti bizimle beraber olsun. Hamdolsun ki bizim oyuncularımız Allah’ı bulmuştur ve O’nun yardımının idrakindeler. Büyük bir zat şöyle der: “Allah’ı kaybeden neyi bulmuştur ki, Allah’ı bulan da neyi kaybetmiştir ki?”

   Ne mutlu bu zaferi bize tattıran Milli Takımımıza, ne mutlu bizi millet olarak tek yürek haline getiren oyuncularımıza. Bu arada acaba Ahmet Hakan, Fatih Terim ve öğrencilerinin bu galibiyetinden sonra yüzü kızaracak ve Fatih Terim’den özür dileyecek mi? Yoksa pişkinliğe vurup tenkitlerine ve nefretine devam edecek mi? Ancak şunu ifadede yarar var: “Özür dilemek erdemliliktir. Ancak şahsiyetli olanlar özür dilerler.” İnşaallah Ahmet Hakan da o erdemliliği gösterir.

   Yeniden milletimizn bayramı mübarek olsun. Millilerimizi bir kere daha tebrik eder bu başarının final oynayarak galibiyetle süslenmesini dilerim. Haydi gençler yolunuz ak Yoldaşınız Hak olsun.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »