SUÇÜSTÜ YAKALANMA
Ergenekon Örgütü, daha düne kadar malum yanlı medya organları tarafından hep gözardı ediliyordu. Bu Ergenekon soruşturması, sanki AKP’nin öç alma davasıydı. Okuyuculara hadise böyle sunuluyordu. Fakat hadiselerin gelişimi hiç de öyle olmadı. Bunu Hem CHP hem de malum medya aslında biliyordu. Fakat hırstan gözü dönmüşlük olsa gerek ki, doğrular halka yanlış olarak takdim ediliyordu. Muhakkak hem CHP’nin hem de malum medya grubunun tarihe verecekleri bir hesap vardır. Ancak, herşeyin ayan beyan belli olduğu bir ortamda neden gerçeği gizleme ihtiyacı duydu bu kurumlar? İnsanın aklına hemen şu geliyor; acaba kuyruk acıları mı var? Yoksa bu örgütün ucu bu kurumlara da mı dokunacak? İnsan şüphelenmeden edemiyor, çünkü hem CHP hem de malum medya Ergenekon Terör Örgütü’nün bedava avukatlığını yapıyordu. Hatta bu meseleyi şeytanın bile düşünemeyeceği bir noktaya getirip; “ Fethullah Hoca’nın emniyet içinde gizli yapılanması var. Fethullah Hoca askerlerden intikam alıyor.” gibi bir iftiranın daniskasını da sergilemekten geri kalmıyorlardı. Ancak, görünen köy, kılavuz istemezdi ve öyle de oldu. Sayın Zekeriya Öz, sorgulamayı daha da genişleterek, Sarıkız, Ayışığı ve Eldiven adlı darbe girişimlerinin sorumlularını gözaltına aldırdı. Bu çerçevede Emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve ADD Başkanı Emekli Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur tutuklandı ve mahkemelerinin ardından Metris cezaevine gönderildi. Ayrıca ATO Başkanı Sinan Aygün de hapsi boyladı. Şimdi hangi aklı evvel bu tutuklanmaları Fethullah Hoca gücüyle yaptırdı diye iddia edebilir? Tabi, şunu da merak etm,yor değilim: Acaba böyle bir safsataya kaç kişi inanır? Kaç kişi ifadesi bana hemen Tuncay Özkan’ı hatırlattı. Sayı saymayı çok iyi bilen sayın Özkan bunun da hesabını bize yapar diye düşünüyorum.
Elde edilen darbe planına göre hukuka ve yargıya saygı mitingleri düzenlenecekti. Bunu yaparken kullanılacak maşa elbette belliydi. Cumhuriyeti koruma mitinglerinin vazgeçilmez ismi: Tuncay Özkan. Darbenin aktörleri her ne kadar hapse atılmış olsalar da, dışarda maşa görevini üstlenmiş kadro, rollerini aksatmadan oynamaya devam ediyor. Gerçi televizyonlarda seyrettiğimiz kadarıyla rağbet yok Tuncay Özkan mitinglerine. Acaba şu sıralar sayın Özkan, “Sayın bakalım, kaç kişiyiz?” diyecek cesareti kendisinde bulabiliyor mudur? Hiç zannetmem. Bu saatten sonra sayın Özkan’ın, sayın Baykal’ın ve malum medyanın kulağına küpe yapması gereken birşey var: Millet artık topyekün olarak darbe istemiyor ve demokrasiden vazgeçmiyor. Artık demokrasi dışı çözüm aramak beyhudedir. Meclisimizde ilelebed yazılı olarak kalacak bu sözden dönüş mümkün değildir. “Hakimiyet, kayıtsız şartsız milletindir.”
Bu ülkede seçkin sınıf yoktur. Hukuk karşısında zengin fakir herkes eşittir. Herkesin seçme ve seçilme hakkı vardır. Kast örgütü uygulamaları Türkiyemizde yoktur. Burjuva ve proloterya sınıf ayrımı da yoktur. Dolayısı ile suç işleyen gariban da olsa asker de olsa hesabını verecek. Ülkemizde hukukun üstünlüğünden bahsediyorsak olacak bu. Milletimiz artık uyandı. Koyun yerine koyamazsınız bu milleti. Evet unutkandır ama hakperesttir. Haklıyı, mazlumu, mağduru hep korumuştur bu millet. Kendisine hizmet edeni başüstünde tutar vefalı milletimiz. İhanet edene de layık olduğu değeri verir. Milleti aptal yerine koyan ister medya olsun, ister herhangi bir kurum veya kişi, bu millet onları tükrükleriyle boğar.
Ergenekon, bizim için çok müthiş bir tecrübe oldu. Kim hakiki dost, kim sinsi belli oldu. Kim demokrat, kim menfaatperest, kim samimi, kim riyakar ortaya çıktı. Ayrıca kimin demokrat, kimin darbe yanlısı olduğu da tecrübe edildi. Bundan sonra halkımız hangi medyayı takip edeceğini, hangi siyasi partiye oy vereceğini herhalde kesin hatlarla belirlemiş oldu. Bakalım, halkı köylü Mehmet ağa yerine koyanlar, yarın onların kapısını hangi kılık ve kıyafetle çalacak? Benim şahsi kanaatim, CHP ve malum medya Ergenekon meselesinde suçüstü yakalandılar. Demokrasiden yana tavır alamadılar. Darbeci paşaları alkışladılar. Ne oldu peki? İnternete düşen konuşma kayıtlarında Ertuğrul Özkök ve Oktay Ekşi tabiri caizse ağızlarının paylarını aldılar. Bakalım, bundan sonra Ertuğrul bey hala darbeci paşaları öğebilecek mi? Bu arada, yanlış anlaşılmaya meyil vermeden burada bütün samimiyetimle ifade edeyim, benim görevini yapan, mesuliyetini idrak etmiş askere saygım daimidir. Asker ocağını hep Peygamber ocağı olarak görmüşümdür. Peygamberimiz askeri hadislerinde övüyor, ben nasıl saygısız olabilirim ki? Peygamberimiz (SAV) buyuruyor: “ İki göz cehennem ateşini görmez. Birisi; haşyeti ilahiden ağlayan göz, ikincisi; sınırda nöbet tutan askerin gözü.”
0 yorum yazılmıştır