insanlar içinde bir insan

31/7/2008

TARİHİ KARAR: İSTİKRAR


TAR
İHİ KARAR: İSTİKRAR

   
E. Kamil Ülger

  
Ülkemiz maalesef uzun süredir AKP’nin kapatma kararıyla yatıp kalktı. Bu hem maddi açıdan hem de manevi açıdan ülkemize zarar verdi. Maddi zarar hakikaten hepimizin canını yaktı. Millet olarak ödedik bu zararı. Belirsizlikler hayatımızı sarmıştı. Gözlerimiz millet olarak Anayasa Mahkemesi’ndeydi. Nihayet hepimizi ferahlatan, rahat bir “oh” çektiren karar çıktı. Anayasa Mahkemesi Türkiye’miz için “istikrar ” dedi.  Hayırlı olsun. Anayasa Mahkemesi üyelerine kararlarından dolayı, demokrasinin kazanmasına vesile oldukları için takdiri ve şükranı haketmişlerdir. Bu karardan hem hükümetin hem de muhalefetin çıkarması gereken ciddi dersler var. İnşaallah herkes şapkasını önüne kor ve düşünür. Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a tarihi bir görev düşmektedir. Şimdiye kadar çizmiş olduğu ılımlı siyasete ve herkesi kucaklamaya devam etmeli. Ayrıca, ekstra bir efor sarfederek AK Parti hakkında hala şüphe taşıyan insanların şüphelerini gidermeli. Parti içindeki üyelerin konuşmalarına ve davranışlarına yeni bir çeki düzen vermesi gerekiyor. Herkes öyle uluorta açıklama yapmamalı. Belki de partinin hem vizyonunu hem de misyonunu yeniden gözden geçirmesi gerekecek. İnsanları, Ak Parti’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı bir siyasi kurum olmadığına inandırmalı. Ayrıca, Ak Parti üyelerinin bu davadan suçlu olarak çıktığını unutmaması gerekir. Çünkü, neticede devlet yardımının yarısı kesilecek. Bir de Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunluğu Ak Parti’nin laiklik karşıtı odağı haline geldiğinde görüş birliğine vardılar. Bu da Ak Parti’nin ders alması gereken ayrı bir konu.

   Muhalefete gelince; kısır siyaset yapmayı bırakmalı, millete hizmet etmek için vesileler aramalı, durumdan vazife çıkarmalıdırlar. Milletimiz artık uyanmıştır, oyunu verirken hamasi sözler sarfeden siyasi aktörlere bakmıyor artık. Milletimiz hizmet yapanlara oy veriyor. Bugüne kadar hemen hemen her partiyi deneyen halkımız koalisyon hükümetlerinden çok çekti. Kısır siyaset yapanları çok gördü şimdiye kadar. “Dün dündür, bugün bugündür” diyenleri unutmadı. İki anahtar vadedenler hala hafızalarımızdan silinmedi.   Her birerlerimiz namuslu bir şekilde vergilerimizi ödedik fakat karşılığında koalisyon hükümetlerinden hizmet göremedik. Hortumlamalara maruz kaldık milletçe. Ümitlerin kesilmeye yüz tuttuğu bir dönemde milletimiz, hizmet etme fırsatını AK Parti’ye verdi. Geçen beş yıllık hizmetleriyle hakikaten göz doldurdular. Bugüne kadar kısa zamanda hiçbir hükümet bu kadar hizmet etmedi. Ancak, meyveli ağaç taşlanır misillü, AK Parti de tenkitlerin odağı haline geldi. 2007 Temmuz ayında yapılan seçimde milletimiz bir kere daha AKP’ye hizmet hakkı verdi hem de oy sayısı artarak. Bu artış, milletimizin hizmet edene oy verdiğinin ispatıdır. Seçim sonrası muhalefet kendine ders almadı, özellikle CHP. Hatta o kadar ki, milleti AKP’ye oy verdiği için suçladı. Hep antidemokratik çözümler üretmeye çalıştı CHP. Ne yazık ki, olan CHP seçmenine oldu. Oy verdikleri partiden beklediklerini bulamadılar. Bilmem ki, bundan sonraki seçimlerde başında Deniz Baykal’ın olduğu partilerine oy verirler mi?

   Bir süredir yıllık iznimi kullanıyordum. Anadolu’yu gezdim. Akademisyenlerle, kamu görevlileriyle, özellile halkımızla sohbet etme imkanım oldu. Konuştuğum, görüştüğüm herkes ülkemizin önünü kapatan AKP kapatma davası belirsizliğinden muztaripti. Köylülerimiz bile bu meseleden rahatsızdı. Kimisi oy verdiği bir partinin kapatılmak istemesinden rahatsız, kimisi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yasaklı hale düşmesinden rahatsızdı. Halkımıza göre Başbakanımız ülkemizi yurt dışında hakkıyla temsil ediyordu. Tabii bu temsil onlara göre hem fiziki hem de siyasi. Merhum Başbakan Bülent Ecevit’in Bill Clinton karşısındaki resimlerini unutamadıklarını, Tayyip Erdoğan’ın ise Amerika Devlet Başkanı George W. Bush’la beraberken duruşunun kendilerini gururlandırdıklarını aktardılar bana. Bazıları ise inançlarından dolayı yasaklı hale gelmekten rahatsızlık duyuyorlardı. İnançlarının gereğini yerine getirmenin, laiklik karşıtı gibi anlaşılmasının çok üzücü olduğunu dile getirenler oldu. Hasılı; ülkem insanı açılan davadan rahatsızdı. Anayasa Mahkemesi kararının, milletin maşeri vicdanını rahatlattığını düşünüyorum. Bundan sonra siyasilere çok iş düşüyor. Hiç kimsenin halkımıza diyet ödetmeye hakkı yoktur, bu hükümetteki siyasi parti bile olsa.

   Yazıyı tamamlamadan önce Başbakan’ın konuşmasını dinledim. Sağduyulu, ılımlı, barışçı ve diyaloga açık bir mesaj verdi ve karara “hayırlı olsun” dedi. Başbakan’ın konuşması herkesin yüreğine su serpti. Ümidimiz odur ki, inşaallah bu icraatlarına da yansır da ülkeyi germeye çalışanlara firsat ve imkan vermez. Çünkü Türkiye’nin bünyesi bunu kaldıramaz, yeterince yıprandı zaten.

   Ne mutlu ki bu karar neticesinde hukuk kazandı, demokrasi kazandı, ekonomimiz kazandı, maşeri vicdan kazandı. Hükümette olan hem de %47 oy almış bir partiyi kapatarak tarihe kara bir not düşmemiş olduk. Tabii, dış dünyadaki yansımaları ise cabası. Tüm dünyaya rezil olmadık bu kararla. Türkiyemizin önü açıldı. Hepimiz şunu bir kere daha kulağımıza küpe yapalım: Dünyada yaşanacak bir ikinci Türkiye yok. Tek Türkiye var.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »